Tarih öncesi ve tarihi çağlarda yaşam yerini belirlemede su ve ekilebilir alanlar belirleyici olmuştur. Dünya kültür tarihinin başlangıç yerlerinin başında sayılan Dicle ve Fırat nehirlerinin kenarları da yerleşim yeri olarak 12 000 yıldır tercih edilmektedir. Bu yerleşimler dünya geçmişinin hafızasının kayıtlarını tuttuğu içindir ki şartlar olgunlaştığında tüm dünya arkeologlarının ilgi alanı haline gelmektedir. Bölgedeki çatışmaların durduğu 1999 ve 2004 yılları arasında Batman-Diyarbakır ve Şanlıurfa’da ılısu ve Kargamış Baraj Gölü altında kalacak alanda 24 kazı ve araştırma yapılmaktaydı. çatışmalarla birlikte bu sayı azaldı.
Geçmişte yaşanan her şey burada oluşan höyüklerde saklıdır. Höyükler (içinde eski medeniyetlere ait yıkılmış şehirler barındıran suni tepeler) uygarlıkların yıkılması sonucu oluşurlar. Bir uygarlık yıkıldığında genelde onu yıkan uygarlık aynı yere yerleşir çünkü ideal yaşam koşulları orada bulunmaktadır. Böylelikle aynı yerde onlarca uygarlığın yaşadığı tepeler oluşur.
Ilısu baraj gölünün inşa edileceği Dicle Nehri kenarında bulunan ve baraj inşaatı altında kalacak olan arkeolojik araştırmalarla tespit edilmiş 250 adet höyük bu baraj gölü ile yok edilecektir.
1975’lerde Fırat Kenarında bulunan Höyükler Keban barajı ile yok edilmişti. Yok olmayanlar yani ucuz atlatılanlar Kargamış Barajı ile 2000’lerde yok edildi.
Baraj ömrü bittikten sonra buraların kazılabilineceği söyleniyor. Bu mümkün değil çünkü barajlarda oluşan gel git höyükleri yok etmektedir. Bunun en tipik örneği Keban Baraj gölünde oluşan gel gitten dolayı yok olmakta olan Höyüklerden ortaya saçılan tarihi eserlerden anlaşılmaktadır.
Ilısu baraj gölü 2006 ile 2013 yılları arasında dış finansman ile inşa edilecektir. Ilısu barajı denirken herkesin aklına Hasankeyf ören Yeri gelir.
Hasankeyf, elektrik üretme ömrü maksimum 60 yıl olacağı planlanan Ilısu baraj gölü yapımı ile birlikte öne çıkmaya başlamıştır. Bunun sebebi Prehistorik döneme kadar giden ve ayakta duran tek ortaçağ kenti olmasıdır. Ayakta duran bir tarihi kent olması kültür turizmi açısından çok önemli tabiî ki.
Halbuki baraj gölü altında kalacak 250 adet höyüğün her biri geçmişin aydınlatılmasında bilimsel veri sağlaması açısından en az Hasankeyf kadar değerlidir.
Fakat bölge ve dünya tarihinin aydınlatılması konusunda çok önemli yer tutan 250 adet höyüğün bu baraja kurban edilmesi sonuçları ve kaybedilecekler açısından talibanın buda heykellerini yıkmasından daha çok tahrip edici olacaktır.
Bu barajlar yalnızca Mezopotamya halklarının tarihini değil tüm dünya tarihini bilinçli yada bilinçsizce ama sistemli bir şekilde yok ediyor.
MEZOPOTAMYADA TARİH 40 YILDIR BARAJLAR YAPILARAK BOĞULUYOR TARİHİN çIĞLIĞINI DUYAN VARMI ?????