(Kaynak: Daredevils Of Sassoun,
Leon Surmelian,
London, 1964/1966)
SEYFİ CENGİZ
Daredevils Of Sassoun
(Sason Kahramanları, Sason Şövalyeleri) başlıklı bu destan, 1873‘te Vanlı
bir Ermeni rahibi Garegin Servantstian (1840-1892) tarafından keşfedildi. Bu
rahip, öykünün tamamını Gurbo adında Muşlu bir köylüden dinleyip kaydetti. Onu
1874‘te Sasonlu Davut veya Meherr Kapısı başlığıyla kitaplaştırıp
yayınladı. Bu kitap 1881‘de Rusça’ya, sonraları Çince ve Fransızcaya çevrildi.
Bu destanı sahiplenen Ermeniler
1939‘da tüm dünyada Sason sagasının bininci yıldönümünü kutladılar.
Dersim ve Zaza Tarihi-Sözlü Gelenek
ve Tarihsel Gerçek
başlıklı kitap çalışmamda bu destanı yorumlamıştım. Aşağıda bazı ek yorumları bu
destanın daha geniş bir özeti ile birlikte veriyorum.
Az önce anılan başlıkta geçen
Meher Kapısı, Urartu Krallığı’ndan kalma olup üzerinde yazıtlar mevcuttur.
Bu öykünün bugünkü şekline 12‘inci
yüzyılda veya 13‘üncü yüzyıl başlarında kavuştuğu anlaşılıyor. Ama bazı
parçaları Tevrat zamanı ve Senekerim dönemi Asurya’sı kadar gerilere dayanır.
Öyküde saf bir demokrasi olarak tarif
edilen Sason, hem bu adı taşıyan kenti (Sason Kenti), hem de tüm Kırmanc-Zaza
topraklarını sembolize eder. Sasonlular, öyküye göre, o sırada Hristiyandırlar.
Kendilerine ait manastırları vardır. Destan‘da Sasonlular‘ın yabancı
istilacılara karşı yurtsever direnişi, özgürlük savaşı anlatılıyor (1)
Öyküdeki Yer Adları
Misr:
Mısır veya Munzur olarak yorumlanabilir. Öyküde Afrika’daki Mısır’ı değil, Irak
ve Suriye bölgesini veya bu bölgedeki bir kent devletini ifade ediyor. Bu
bölgenin veya bir bölümünün tarihte Diyar Mudar (Diyar Muzar)
olarak bilindiği oldu. Öykü Eyyübiler’in bu bölgedeki ve Mısır’daki etkinlikleri
dönemine referans veriyor olabilir.
Chin-Ma-Chin:
Bu adı Çin gibi yorumlayanlar varsa da, gerçekte bildiğimiz Çin değildir. Bence
bu ad kesinlikle Çanestan (Sanamsin, Tzan, tarihi Dersim)‘a tekabül etmektedir.
Bakır Kent:
Çin-Ma-Çin’de bir kent krallığıdır. Sanasar ve Baltasar burdaki kralın
kızlarıyla evlenirler.
Yeşil Kent:
Hakkında bir tahminde bulunmak zor.
Öyküdeki Karakterler
Gagik:
Sason kralı
Dzonivar:
Kral Gagik’in kızı.
Senekerim:
Gerçekte Asur kralı olup öyküde Bağdat’ın Arap halifesi ve Müslüman olarak
tanıtılıyor. Öyküde Sason kralı Gagik’in kızı Dzonivar’la evlenir.
Sanasar ve Balthasar:
Senekerim’in iki oğlu (üvey olmalı). İkizdirler. Anneleri Dzonivar, babaları ise
gerçekte sudur. Anneleri sudan (veya sütten) gebe kalmıştır. Balthasar
(Abamelek), tarihi Adrammelek’in paralelidir. Öyküde çocuksuz öldüğü söylenir.
Su-doğumlu bu iki kardeş Zaza ırkının ataları ve kurucuları olarak tanıtılırlar.
Altın Gelin:
Sanasar’ın karısı.
Büyük Meherr:
Sanasar’ın oğlu. İran güneş
tanrısı Mithra’nın Kırmanciye (Ermenistan)’deki karşılığı Meherr veya
Arslan Meherr idi.
Amca Ohan:
Sanasar’ın oğlu.
Sara:
Amca Ohan’ın karısı.
Vergo:
Sanasar’ın oğlu.
Misra Melik I:
Sanasar’ın oğlu.
Misra Melik II:
Misra Melik I’in oğlu.
David (Davut):
Büyük Meherr’in oğlu ve öykünün ana karekteri.
Küçük Meherr:
David’in oğlu. Öyküdeki en güçlü karekter. Davit’in Halep prensleri olan başka
oğulları da anılır.
Chimishkik Sultana:
Öyküde Van civarındaki Ahlat kentinin sultanı, bazen de sultaniçesi olarak
tanıtılır. David ile evlenmek ister.
Chimishkik sözcüğü, Bizans imparatoru John
Tsimsces’i, Çemişgezek ve Tzan/Dersim adlarını hatırlatır. Chimishk adının
Yunanca şekli Tsimisc’tir. Adı geçen Bizans imparatoru Çemişgezekli’ydi. Bu ad
Zimisces diye de yazılır. Bence Tsim-sces, büyük olasılıkla Dersim adının
kendisidir. Yani ünlü Bizans imparatorunun adı da Dersim’dir ve bu ad bugün
Cemşit-abad anlamlı Çemiş-gezek şeklinde de yaşamaktadır.
Öyküdeki Chimishkik Sultana, benim görüşüme
göre, Saltuklu emiri İzzeddin Saltuk’un Ermenşahlar veya Sökmeniler diye de
bilinen Ahlatşahlar‘dan II. Sökmen ile evli olan bacısı Şah Banu’ya (Ahlat
kraliçesi) referans olmalı. Bu adın öykünün bazı yerlerinde İzzeddin Saltuk’un
kızı ve Saltuklu emiresi Mama Hatun’a referans gibi göründüğünü de not etmeliyim.
Dersim türkülerinde adı sık geçen ve bazı önemli mevkilere adı verilmiş olan (Tercan’ın
merkezi onun adıyla Mamahatun diye bilinir. Pülümür’de yine onun adıyla Pırde
Mama Xatune diye bilinen eski bir köprü vardır) Mama Hatun, Saltuklu
tahtında bulunduğu 1191‘de Eyyübiler’le ittifak halinde Ahlatşahlar’ın elindeki
Malazgirt kuşatmasına katıldı ve bu yüzden olmalı ki, çok geçmeden tahttan
indirildi. Öyküdeki Mısırlılar’dan kasıt Ahlatşahlar’la savaşan Eyyübiler
olabilirler.
Khandout Hatun:
Tebriz/Azerbaycan kralının kızı. Sason kralı David ile evlendi. Bu kadın bazen
Sason’un düşmanı Türklerin, Oghan ve Toghan’ın kızı gibi tanıtılır. Babası İran
Azerbaycanı‘nda bağımsız bir emirdir.
İsmil Hatun:
Misra Melik I’in Arap karısı.
Gohar Hatun:
Kral Gagik’in kızı. Küçük Meherr ile evlendi.
Mamık:
Yeşil Kent’te oturan yaşlı bir kadın. Sanasar ve Baltasar kardeşleri evlat
edinmek ister. Armağan: Manazkertli/Malazgirtli bir kız. Ahlat kralı
Beyaz Dev’in elinde esirdi.
Toros:
Gagik’in oğlu ve Sanasar-Baltasar kardeşlerin dayısı.
Ohan:
David’in amcası ve Büyük Meherr’in kardeşi.
Lorra Hamza:
David’e yenilen güçlü bir pehlivan.
Colt Celali:
David’in konuşan atı. Onun oğlu Küçük Meherr’e kaldı.
Papik:
Yaşlı bir adam.
Barav:
Yaşlı kadın.
Nane:
Nene, yaşlı kadın.
Dzour:
Sözcük anlamı deli, divane, aptal, savaşçı, kahraman demektir.
Nakho
Sasho
Rasho
Azo
Sergo:
Sargis adının bir formu. St. Sargis, St. Karapet’ten sonra Kırmanciye
(Ermenistan)’nin en popüler sainti idi.
Devamlılığın çok az olduğu bu öyküde
bazı mitolojik karekterler de vardır.
Öykünün Kendisinin Kısa Bir Özeti
Birinci Bölüm
Herşey öyküde Bağdat halifesini
sembolize eden Senekerim ile Vaspurakan kralı arasındaki çatışma yüzünden başlar
(Burada Asur-Urartu savaşlarının anısı da olabilir). Ermenistan’a giren
Senekerim, Gagik’i kendisine haraç ödemeye ve kızı Dzonivar‘ı kendisine vermeye
mecbur bıraktı. Ama Sason’daki manastırda sudan gebe kalan (kutsal sudan veya
süt çeşmeden içerek) Dzonivar, Sanasar ve Baltasar adlarındaki ikizleri doğurdu.
Müslüman ve Halife olan Senekerim (öyküde böyle tanıtılır), bu ikizleri öldürmek
istedi. Sonunda suyun çocukları iki kardeş ayaklandı ve Senekerim‘in ordularını
yendiler. Ama daha sonra hernasılsa Muş’a (Ermenistan’a) sığındılar. Burada da
barınamayınca tekrar yola düştüler. Yolda çetin bir nehre ulaştılar. Onu karşıya
geçmeye hazırlanırlarken bu nehre katılan küçük bir derenin ansızın çok güçlü
akarak nehri kılıç gibi ikiye böldüğünü görünce, o derenin kaynağını merak edip
oraya gitmeye karar verdiler. Atlarıyla o küçük nehri izleyerek bir gün bir gece
sürdükten ve peşpeşe dağları tırmandıktan sonra nihayet kaynağına vardılar (Bence
varılan yer Munzur gözesinin olduğu Ovacık olabilir). Dağdan çıkan kaynaktan
içtiler. Baltasar (sonraları ona Deli Baltasar da dendi), bu sudan içen yenilmez
dedi. Bu nehre Bal Deresi adını verdiler ve artık kendilerinin saydılar
onu. Burası çok güzel bir ülkeydi. Sanasar ve Baltasar bu ülkede yerleşmeye
karar verdiler. Ama gidip tekrar dönecek ve orada kentlerini kuracaklardı.
Böylece Sason’daki Mavi Kale’ye,
yani dedeleri kral Gagik’in (belli ki Vaspurakan’ın Artsruni kralıdır)
oturduğu yere geldiler. Bu iki kardeş çok güçlüydüler. Bir süre kaldılar burda.
Sonra dedeleri onları Yeşil Kent’e dragonla (yılan, canavar, dev)
dövüşmeye gönderdi. Geldikleri bu kentte Mamık adında yaşlı bir kadına
misafir oldular. Bu kent susuzluk çekiyordu. Çünkü ordaki su kaynağını bir
dragon tutmuştu ve her seferinde bir güzel bakireyi ateş soluyan bu dragona
vererek biraz su alabiliyorlardı. Ertesi gün dragona bu kentin kralının kızı
sunulacaktı. Kızı onlar götürdü. Dragonu öldürüp hem kızı kurtardılar, hem de
kenti. Kral bu kızı Baltasar’la evlendirdi.
Bağdat halifesi Senekerim ülkeyi işgal
edince onu öldürüp Bağdat’a dek girdiler. Bu sırada Sanasar Bağdat’ta kral ilan
edildi. Ama orda kalmadılar. Anneleriyle birlikte Mavi Kaleye döndüler.
Yaşlı Gagik, onlara kendi krallığını
bırakmak istedi, ama kabul etmediler. Dedeleri Gagik’e keşfettikleri, kaynağına
varıp yerleşmeye karar verdikleri küçük dağ deresinden sözettiler. Gidip orada
kendi öz-kentlerini inşa edeceklerini söylediler ve ondan 40 aile daha
istediler. 40 eşek ve tekerlekli araba yükleyip yola düştüler. Daha önce
gittikleri ve Bal Deresi adını verdikleri nehrin kaynağına vardılar.
Burada yerleşip heybetli bir kale, evler ve bir kilise inşa ettiler. Gelip
yaptıkları kaleyi gören dedeleri Gagik’in önerisiyle oraya Tanrının Gazabı
anlamına gelen Sassoun (Sason ve Sin adlarının aynı olduğuna işaret
edebilir bu) adını verdiler. Dedeleri Gagik onlara başka topraklar da verdi
(Çapakçur’u, Maroutas Nehri’ni ve Hoyt’u). Ardından Gagik Mavi kale’ye döndü.
Amca Toros ile ikizlerin anneleri ise Sanasar ve Baltasar’ın yanında kaldılar.
Çok güçlü olan Sanasar, ülkesinin sınırlarını Muş’a, Doğu Fırat kaynağına kadar
genişletti. Bir keresinde Batman Nehri’nden itibaren başlayan Mısır‘a dek gitti.
Öylesine büyük bir pehlivandı ki bütün dünya Sanasar’ın ününü duydu. Pek çok
insan hırsızlığın ve soygunculuğun olmadığı bu ülkeye geldi.
İkinci Bölüm
Çin Ma Çin‘de
Bakır Kent adında bir kent-krallığı vardı. Burdaki kralın kızı rüyasında
Sanasar’ı görüp aşık oldu. Ona mektup yazıp 40 krallıktan 40 şampiyonun
kendisine talip olduğunu, ama sadece onunla evlenebileceğini söyleyerek yanına
(dünyanın sonuydu burası) çağırdı. Sanasar atına atlayıp yola düştü. Yolda
Papik denen yaşlı bir adama (tanrının meleğiydi bu) rastladı. O, gitmekte
olduğu Bakır Kent’in gizemli bir cinler/melekler kenti olduğunu anlatıp
kendisine yolda ne yapması, nasıl gitmesi gerektiğini anlattı. Karşılaştığı
herşeye (taş, ağaç, hayvan) ve herkese selam vermesini tavsiye etti. Bu yolda
kralın emri gereği tüm seyyahlar ve yolcular sınanıyor ve rapor ediliyorlardı.
Sadece güçlü olanlara geçiş izni veriliyordu.
Nihayet Sanasar kentin kapısına vardı.
Kapalı kapının ardında 40 pehlivan daha beklemekteydi ki, hepsi bu kapının
ardında beklerken yaşlanmışlardı. Onlar Sanasar’ın da kendileri gibi olacağını
düşündüler. Çünkü kralın kızını görmek, deniz canavarının ağzından bir yüzüğü
almak da dahil çok zor koşulları yerine getirmeye bağlıydı. Sanasar tüm
koşulları (40 pehlivanı yenmek de dahil) yerine getirdi ve kızı görebilen ilk
adam oldu. Kızı alıp yurduna dönmek üzere yola koyuldu. Ama bu gizemli
topraklarda bir karakuşu selamlamayı unutmuştu. Tüm halkı haberdar eden bu
Karakuş, Sanasar’ın kızı götürdüğünü duyurup ortalığı ayağa kaldırdı. Kendisine
yardıma yetişen Baltasar’ın da yardımıyla Sanasar peşine düşenleri biçti.
Baltasar ve evlendiği kız da dahil hep birlikte yerleştikleri Sasona geldiler.
İki kardeşe 40 gün 40 gece düğün yapıldı. Sonra Sanasar orda kaldı, Baltasar ise
başka topraklara göçtü (Bağdat’a), oralarda soy bırakmadan öldü. Sanasar’ın
Meherr, Vergo ve Ohan adlarında üç oğlu oldu. Bir zaman sonra Sanasar da öldü.
Bir Diğer
Bölüm
Bu bölümün kahramanı Sanasar’ın oğlu
Büyük Meherr (Sason ve/veya Sin/Dersim Aslanı)‘dir. Onun zamanında
Bağdat halifesinin yakın bir adamı olan Misra Melik, Sanasır’ın ölümünü
fırsat bilip onun ülkesine (Sason/Sin/Dersim) saldırdı. Ama atı Colt Celali ile
Meherr korkunçtu. Adı Aslan Yırtan Meherr’e çıkmıştı. Sason‘u şimdi o
yönetiyordu. Ahlat Kıralının kızı Armağan’la evlendi. Sason’u kendi krallığının
bir parçası sayan Misra Melik’e vergi ödemediği için Misra Melik’le düelloya
mecbur kaldı. Yenişemeyince kan kardeşleri oldular. Ama Misra Melik samimi
değildi. Karısı İsmil Hatun’u onunla yatırıp tahtını garantiye aldı. Mısır‘a
giden Meherr, kendisini oraya çağıran İsmil Hatun’la yaşadı, oralara boyun
eğdirdi. Yedi yıl sonra geri döndü. Armağan’dan David adlı bir oğulları oldu.
Sonra Meherr de öldü. David, bir aralık Mısır‘a gönderildi. Onu İsmil Hatun
emzirdi. Sonra David geri döndü.
Onu davara gönderdiler. Acaip
güçlüydü. Yabani ne bulursa (Aslan, Kaplan, Sansar, Kurt vd) yakalayıp sürüye
ekliyor, her seferinde sürüyü ikiye-üçe katlayıp getiriyordu. Bu yabani
hayvanları bir vuruşta yerin dibine gömüyordu. Yabandaki herşey ona biat etmiş,
ona katılmıştı. Yabani hayvanların korkusuyla halktan kimse kente çıkamaz
olmuştu. Yanıbaşlarında her türden yabanileri görünce evcil hayvanlar da şaşkın
ve hareketsiz kalmışlardı. David’den korkuya kapılan halk ona Deli diyordu. O,
ayı ile boğayı, keçi ile kurtu ayıramıyordu. David uyuyunca bunu fırsat bilen
yaban hayvanları hemen geri kaçıyorlardı ve ancak o zamandır ki kent halkı
evinden çıkıp davarını içeri alıyordu.
Atı Celali ile konuşan David (Sasonlu Davut),
Sason Evi‘ni eski gücüne getirmişti. Kimse ondan vergi alamıyordu. Buna
sinirlenen ve Bağdat’ın da efendisi olan üvey kardeşi Misra Melik onun üstüne
yürüdü, ama David tarafından ikiye bölündü. David, Mısır ve müttefiklerini yendi.
Sonra Azerbaycan kralının kızı Khandut Hatun’la evlenmek üzere Tebriz’e gitti.
Bu kıza pek çok ülkenin kralları ve nice pehlivanlar (Pehlivan Hamza, İran Şahı,
Çin Ma Çin kralı, Horasan kralı vd) talipti. Kırk krallıktan kırk pehlivanı
yendi ve Khandot Hatun’u alıp Sason‘a döndü. Ondan babasının adını verdiği oğlu
Meherr (Küçük Meherr) doğdu. Meherr hızla büyüdü. O da müthiş güçlüydü. Babası
David’i yıkıyordu. Chimishkik Sultanı ile savaştı ve onu öldürdü. Böylece
babasının intikamını aldı. Azerbaycan’ı da o yönetti, Gürcistan ve Türkistanı
zapetti. Hepsi haraç ödediler ona. Sonra Kral Pajik’in kızı Gohar Hatun’la
evlendi...Ondan sonra da Sason stoku (Sason Evi) devam etti.
01 Ağustos 2004
Dipnotlar:
(1) Bir eski kronikçiye göre MS. 901‘de 15 Sason
prensi Türklerin baskısıyla Klikya’ya göçedip burayı parça parça zaptettiler ve
orada bir Ermeni devleti kurdular. Klikya’ya sığınan Sason halkının veya
prenslerinin bir bölümü de orada Ruben hanedanlığını kurmuşlardı ki, bu krallık
1375‘te Memlüklerce yıkıldı. Diğer Hristiyan merkezlerden İstanbul 1453‘te,
Trabzon 1461‘de düşürüldüler. Kafkas Ermenistanı’na kaçıp kurtulan Sason
halkının bir bölümü 1918 yılında orada bağımsız Ermenistan Cumhuriyetinin
kuruluşuna katkıda bulundu.